Çıplak Yazar (Blogger) ile Röportajımız

Bugün yine sizlerle herzaman ki gibi değerli bir blog yazarını misafir ediyoruz.  İçten ve samimi yazılarıyla bizleri etkileyen ‘çıplak yazar’ ile yaptığımız röportajı sizlerle paylaşıyoruz. Röportaj hakkındaki yorumlarınızı bekliyoruz.

1-) Merhaba, öncelikle bize kendinizden biraz bahseder misiniz?

Merhabalar, Ben Ayhan 1988 Gaziantep doğumluyum ve Gaziantep’te yaşıyorum. Şu anda Gaziantep’te kurmuş olduğumuz bir gençlik ve spor kulübü derneğinin başkanıyım. Projeler yapıyor ve farklı illerde bulunan eğitimlere katılıyorum. Onun dışında kitap okumakla pek aram olmasa da, vaktimin çoğunu sağda solda rastladığım parça bölük şeyler okuyarak geçiriyorum.

 

2-) İlk blog kavramıyla nasıl tanıştınız ve blog yazmaya nasıl başladınız?

Blog kavramı ile ilk tanıştığımda 2009 yılıydı ve Polonya’da 6 aylık bir AGH projesindeydim. Sanırım biraz kültür farklılığından kendimi yalnız hissetmiş olmalıyım ki, yazmaya ve yazdıklarımı paylaşmaya karar vermiştim. İlk blogumu da adım soyadım olmak üzere o yıllarda açmıştım.

 

3-) Blog yazarken nelere dikkat ediyorsunuz ?

Aslında belirli bir kural çerçevesi içinde yazmayı sevmiyorum. Yazının uzunluğu-kısalığı ya da argo kelimeler içerip içermediği pek umurumda olmuyor. Canım yazmak istediğinde, yazacaklarım kendime göre anlamsız ve saçma şeyler olsa bile yazıyorum. Kural tanımazlıkta diyebiliriz bu duruma.

 

4-) Yazılarınızı okurken bitmesini istemediğimiz kitaplar gibi tat alıyoruz bunu nasıl sağlıyorsunuz?

Doğrusu hangi yazı olduğunu merak etmedim değil. Yoksa röportaj ayağına bir iltifat mı ettiniz bilemiyorum. Çünkü ben yazılarımın hala bir evrimleşme sürecinde olduğu kanaatindeyim. Öyle hayranlık uyandıran bir yazım olmadı şimdiye kadar. Biraz mütevazi olmanın iyi olduğunu söylerler ama bu konuda inanın değilim.

 

5-) Bloğunuzda öykülere de rastlıyoruz. Bunların oluşum sürecinden de bizlere bahsedebilir misiniz?

Bir keresinde öyküyü taslak olarak yazmaktan ziyade oluşum sürecini yazmıştım sanırım o yazıya rastlamamışsınız. Bir şair düşünün ki, eline kağıt kalem alıp hadi bir şiir yazayım desin. Emin olun bu işler öyle olmuyor. Öncelikle bir hikaye yazayım diye kendini şartlandırmak başlı başına yanlış bir eylemdir. Hikaye her zaman kendini yaratır. Ben her zaman buna inanmışımdır. Dolayısıyla okuduğunuz ve geçmişte yazacağım öyküler gerçek ile hayal ürünün harmanlanmasından başka bir şey değildir. Bazen bir olaya şahit olursunuz ve onu doğrudan anlatmayı istemezsiniz. O anda hikayeler devreye giriyor. İşin en güzel yanı ise, neyin gerçek neyin kurgu olduğunu sadece yazarın kendisi biliyor.

 

6-) Günlük ile blog arasındaki farklar nelerdir ?

Bu soruyu diğer blog yazalarının röportajlarında kısmen cevapladığını gördüm. Benim söyleyeceklerim fazlası ya da eksiği değil.

 

7-) Kitap okumayan birisi sizce kişisel blog yazabilir mi ?

Elbette yazabilir. Çünkü yazamaması için hiçbir neden göremiyorum. Kişi eğer yazmayı seviyorsa oda dolusu kitap okuması sadece daha iyi yazmasını, kelimelerle dans etmesini sağlar hepsi o kadar. Resim yapmaya bayılan küçük bir kız çocuğunu düşünün. Eğer elinde kağıt yoksa duvarları boyamaya başlar. Yazma eylemi de böyle bir şey. Çok kitap okumak ya da yazarlık eğitimi almak, aslında hiçbir şeyi değiştirmiyor. Resim yapmayı seviyorsanız yaparsınız. Yazmayı seviyorsanız yazarsınız.

 

8 -) Sizin bloğunuzun türü sizce hangi kategoriye giriyor ? bu kategoride yazmaktan memnun musunuz ?

İnsanlar kendilerini ısrarla neden bir kategoriye ait hisseder açıkçası bunu anlamıyorum. Ben o’yum ya da şu’yum demek neden bu kadar önemli ki? Bu yüzden kendi blogumu bir kategoriye ait görmüyorum. Sıradan bir insanın karaladıkları şeyler hepsi o kadar. İnsanlar buna kişisel blog demiş ya da dememiş hiç önemli değil.

 

9-) Peki sizce kişisel blog yazarlarının bu işten para kazanmasının olumlu veya olumsuz yönleri nelerdir?

Uzun zaman önce eski blogumdan yağmasa da damlıyor diyeceğim kazançlar elde ediyordum. Fakat sonrasında yazılarımın kazandığım üç beş kuruştan daha fazlası olduğunu anladım. Şu anda hiçbir suretle reklam yapmıyorum. Buna google adsense reklamları da dahil. İsteyen elbette bu işten kazanabilir. Bunda yanlış bir taraf görmüyorum. Ancak iş tamamen para kazanma durumuna gelmişse o blog, blog olmaktan çıkıyor. Zaten bunu gelen ziyaretçiler de anlıyor. Tamamen tık getirici yazılar, reklamlar, reklam yazıları vs..

 

10-) Takip ettiğiniz bloglar var mı bunlar hangileri ?

Son zamanlarda pek blog takip edemiyorum. Fakat severek okuduğum bloglar var. Onların da bir kısmı zaten blogumun en alt footer kısmında yer alıyor.

 

11-) Yeni blog açmayı düşünenlere tavsiyeleriniz nelerdir ?

Yazmayı seviyorsanız açın. Yok sevmiyorsanız öyle macera olsun diye blog açacaksanız hiç bulaşmayın. Zaten ortalıkta yeterince çöp blog var.

 

12-) En merak edilen soruyu sona saklamak istedim 🙂 neden çıplak yazar ismini kullanıyorsunuz ?

Biz insan olarak tıpkı hayvanlar gibi evimiz diye nitelendirdiğimiz bu dünyaya çıplak olarak geldik. Nitekim dönüş yolu da yine çıplak olarak sona erecek. Bu durumda çıplak olmamanın ne önemi var ki? En azından kelimelerim ve düşüncelerim ile bir kabuğa bürünmektense çıplak olmayı tercih ettiğim için böyle bir takma adı blogum için uygun gördüm. Bir yerlerde ”para ile satın alıp mezara götürebileceğiniz tek şey dövmelerinizdir” diye bir yazı okumuştum. Oldukça ilgimi çekmişti. Belki bir gün bir dövme yaptırırım.

 

Çıplak Yazar  – Biraz Kişisel Blog – www.ciplakyazar.com

 

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (3 Oylar, Ortalama: 5,00 out of 5)
Loading...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir