Ruhsuz Atmaca İle Blog Röportajımız

 

Ruhsuz Atmaca Blog ile çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Bu keyifli röportajımızı sizlerle paylaşıyoruz. Keyifli okumalar

Merhaba, öncelikle bize kendinizden biraz bahseder misiniz?

Merhabalar, kişisel ve rumuz isimli olduğum için ismim Ruhsuz Atmaca diyeyim. Yirmi küsürlü yaşlardayım. Lisans öğrenimi Radyo Televizyon Sinema Bölümünde yaptım. Şuanda Radyo Televizyon bölümünde yüksek lisans yapmaktayım. Bunun dışında bir olup olmayacağı belirsiz ama bir akademisyen olma isteğim var.

İlk blog kavramıyla nasıl tanıştınız ve blog yazmaya nasıl başladınız?

Blog kavramıyla ön lisans eğitimi gördüğüm sırada bir arkadaşım blog yazıyordu. Adı yanılmıyorsam “Söylemsezgini” idi. Blog yapısını görmeden önce bir gazete, fanzin tarzı bir şey çıkarmayı düşünüyordum. Fakat kurduğum ekip yanlış yapınca ve cesaret bulamayınca kendi blogumu açmaya karar verdim. Bu blog eksenli düşünürsek blog yazmaya 19 Temmuz 2012 yılında başladım. Ondan öncede bir sene falan başka blog deneyimim vardır.

Blog yazarken nelere dikkat ediyorsunuz ?

İmla kuralları her zaman şart, ne kadar uygulayabiliyorum bilmiyorum ama olabildiğince okunup anlaşılabilir formatta yazmaya gayret ediyorum. Bunun dışında yazı bekletmiyorum taslak metinler oluşturmuyorum, spontane yazıyorum. Kişisel blog olduğum için o anki duygu yoğunluma göre yazı iyi ya da kötü ortaya çıkıyor.

Yazılarınızı okurken bitmesini istemediğimiz kitaplar gibi tat alıyoruz bunu nasıl sağlıyorsunuz?

Bilmiyorum tabi bu tadı herkes alıyor mu, çok kitap benzeri, nitelikli yazmıyorum fakat duygu önemli. Zaten bundan dolayı anlık yazıyorum, kendimden yazıyorum. İyi oluyor mu bilmiyorum ama bugüne kadar belirli bir kitle beni anladı bu sevindirici.

Günlük ile blog arasındaki farklar nelerdir ?  Kitap okumayan birisi sizce kişisel blog yazabilir mi ?

Yani blog tanımı “web günlüğü” aslında her blog bir günlü teknik açıdan ama kavram açısından şöyle ayrılabilir. Bir blogger blogunu eğer kişisel olarak oluşturmuşsa günlüğe girebilir. Fakat teknoloji içerikli, ekonomi, hobi içerikli olursa günlük kavramından uzaklaşır. Burda blogun türü farkı ortaya koyar.
Herkes yazabilir, kitap sadece insanın düşünce dünyasını genişletir. Bir şeyleri sınırlamamak gerek. Sonuçta düşünen, yaşayan, deneyimleyen her kişi blog yazabilir. Bu sadece niyette saklı. Kitap insanın ifade yeteneğini geliştirir. İnsanlar kitaplardan aldıklarıyla daha nitelikli ve edebi formatta yazı yazar. Ama anlaşılmayı bilen, kendini anlaştıran herkes blog yazar zaten blogger olmanın öncülü de bu.

Sizin bloğunuzun türü sizce hangi kategoriye giriyor ?

Bazı blog kategorilerinde edebiyat, felsefe dediler ama değil öyle görmüyorum. Benim blog kategorim temeli kişisel, kimseyi karıştırmadığım için. Arada teknik yazılarda yazıyorum fakat bunlarda kişisel, podcast tarzı video benzeri yazılarda yazıyorum onlarda kişisel. Yani eğitimimden dolayı işin içerisinde iletişim ve sosyoloji unsurları olabilir ama temeli kişisel nitelik.

Bu kategoride yazmaktan memnun musunuz ?

Memnunum, bu sene beşinci senem ve çok memnunum. Çok fazla nitelikte dost tanıdım, kimileriyle gerçek hayatta da görüşürüm, yardımlaşırız. Şunu söylemem gerek üçüncü yılımda bırakıyordum fakat ortamın dostluğu beni bıraktırmadı. Çok iyi insanlar var, kimse blog yazmayı bırakmasın!

Peki sizce kişisel blog yazarlarının bu işten para kazanmasının olumlu veya olumsuz yönleri nelerdir?

Yani bana şuana kadar gelen en net soru para kazanmayla ilgili. Bence kişisel nitelikli bloglar için kötü. Çünkü blogun ömrünü azaltıyor. nitekim artık bloglar belirli niteliklerini kaybettiler ve youtube kaydılar. Ama insanların yazdıkları iş görüp bundan para kazanmaları sakıncalı değil.
Olumluluk olarak şunu görmek gerek bu mecradan para kazanmanın imkanı ortaya çıktı. Geçmiş senelerde insanların yazmanın değerini bilmezken, şimdi değer görmesi sıradan insanların önemleşmesini sağlıyor. Yani artık herkes yaptığı emeğin karşılığını alabiliyor. Bu bir değer.
Olumsuz olarak dediğim gibi, eğer bir kişi tamamıyla viral olarak takılırsa blog yazarı olmaz reklam yazarı olur. Ki böyle olan çok blogger gördüm blog ömürleri bir seneyi geçmedi. Çünkü bir bloggerın şöhret katmanı kısa sürelidir. Firmalar o süreyi iyi bulup o blogu tüketmeyi iyi biliyor. Eğer ticari geçmişi olmayan bir blogger bunu bilmiyorsa yıpranması kaçınılmaz.

Takip ettiğiniz bloglar varmı bunlar hangileri ?

Yani çok var bunu  “http://ruhsuzatmaca.blogspot.com/2017/07/ruhsuz-atmaca-5-yasinda.html” 5. yıl yazımda da yazdım. Bu ara biraz yoğunum fakat şöyle temelde bir iki isim vermem gerekirse: Kent Yalnızının Yitik Adresi, Blog Hocam, Evrenin Günlüğü, Oscar Favorite, Gökhan Tekin ve bir sürü bloggerı takip ederim.

Yeni blog açmayı düşünenlere tavsiyeleriniz nelerdir ?

  • Bunu şöyle sıralayayım:
    Kendilerini sorgulasınlar ben ne yapabilirim?
  • Kendi niteliklerine baksınlar ve ne yazabilirim? desinler.
  • Benzer nitelikli blogları takip etsinler, nasıl etkileşim kurduklarına baksınlar.
  • Üsteki adımlardan sonra en önemli durum “isim”. İsimlerine karar versinler ama bu karar net olsun beni blog ortamında tutan temel argüman isimim, çok seviyorum ve beni motive ediyor. Birçok blogger ismini beğenmeyerek aylarca uğraştığı blogunu bırakıp yeni blog açıyorlar. Bu çok önemli!
    blog açtıktan sonra kendilerine bir gün, bir saat belirlesinler ve haftanın o günü ve saatin blog yazılarını girsinler. Bunu bir disiplin haline getirsinler.
  • Diğer blogları gezip etkileşim kursunlar, fakat bu etkileşim “bana da beklerim” “takip etkinliğinden geldim” tarzı yorumlar olmasın. Tanıma tanışma amaçlı olsun o sıcaklığı illaki anlar iletişime geçtiği blogger. Yorum yapmaktan çekinmesinler!
  • Takip edilmeyi öncelik olarak görmesin, her şeyi kendi için olduğunu ve sürekli olarak yazarsa ne kadar gelişeceğini bilsin.
  • Blogları sanal olarak görmesin fakat her bloggera güvenmesin, blogunu ticari bir araç olarak nitelemesin, takip edilmeyince yorum almayınca kırılmasın.
  • Kişisel blog yazılarında özelini ortaya koymasın, sanal ortamda temizlemesi zor olur.
    içten, özgün ve severek işini yapsın.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (4 Oylar, Ortalama: 5,00 out of 5)
Loading...

Ruhsuz Atmaca İle Blog Röportajımız” için 5 yorum

  • Temmuz 22, 2017 tarihinde, saat 7:05 pm
    Permalink

    Bir bloğun 5 yıl gibi bir süre açık tutulması ve güncel olmasi bence büyük bir başarı. Tebrikler.

    Yanıtla
  • Temmuz 22, 2017 tarihinde, saat 7:07 pm
    Permalink

    Ruhsuz Atma sitesini ilk çıktığından beri takip ediyorum. Gerçekten makaleleri çok içten ve samimi 🙂 Bu arada size de böyle bir röportaj için teşekkür ederim.

    Yanıtla
  • Temmuz 22, 2017 tarihinde, saat 7:08 pm
    Permalink

    İlk rumuzu okuyunca aklimda ilk dj sunucu geldi. Yaziyi okuyunca Radyo sinemayi gorunce isabet isim olmuş “Ruhsuz Atmaca”

    Yanıtla
  • Temmuz 22, 2017 tarihinde, saat 7:34 pm
    Permalink

    Tecrübelerini bizimle buluşturduğun için teşekkürler roportajmerkezi

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir